Bir Bilgisayarı Oluşturan Parçalar Ve Görevleri

Bellek

Verilerin ve işlem komutlarının saklandığı yerdir. Bir programı çalıştırmak istediğinizde, program bellek içinde saklanır. Aynı şekilde bir sözcük işlem programı kullandığınızda da yazdığınız metinler bellek içinde saklanır.

Kişisel bilgisayarlarda kullanılan bellek devrelerine RAM (random Access memory) denir. RAM bellekler, bilgisayarın çalışması sırasında elektrik destekli olarak bilgileri ve işlem komutlarını saklar. Bilgisayarın elektriği kesildiğinde ise RAM içeriği kaybolur.

RAM yongaları SIMM, DRAM gibi değişik yapılarda olabilir. Bu tür bellek yongalarına dileride değineceğiz.

Diğer bir bellek türü ise ROM (Read Only Memory) belleklerdir. ROM, RAM’dan farklı olarak üzerlerinde bulunan ve sadece okunabilen veri ya da programların kullanılmasını sağlarlar. Tipik olarak bilgisayarın açılmasıyla birlikte ROM yongasının içindeki bilgiler okunarak bilgisayara (RAM’a) yüklenirler.

ROM yongaları, PROM, EPROM ve EEPROM. PROM (Programlanabilir salt okunur bellek) yongaları olarak değişik türlere sahiptir. EPROM(silinebilir PROM), yongaları ise silinebilir ve yeniden programlanabilir.

Belleğin Ölçülmesi

Bir bilgisayar belleğinin kapasitesi bellek üzerinde tutulabilecek bilgi miktarını ifade eder. Kapasite bayt olarak ölçülür. Ancak bilgisayarların bellek kapasiteleri milyonlarca bayt olduğundan bayt biriminin katları kullanılır.

Depolama Birimi Değeri

Bit 1/0

Bayt 8 bit

Word (sözcük) 16 bit

Kilobayt (KB) 1024 Bayt

Megabayt (MB) 1,048,576 Bayt

Gigabayt (GB) 1,073,741,824 Bayt

İşlem Birimleri

Bilgisayarların işlem birimleri CPU (Central Processing Unit) ya da işlemci (processor) olarak adlandırılır. Ana işlem birimi yazmaçları (register) ile birlikte aritmetik mantık ünitesi (ALU) ve kontrol birimini içerir. Kontrol birimi bir saat, bir program sayıcı, bir adres olarak çalışır.

ALU, hesaplamaları ve karşılaştırmaları yapar. Kontrol birimi ise yazmaçlara ve ALU’ya olan veri akışını yönetir.

CPU’nun hızı saatin hızı ile belirlenir ve Megahertz (MHz)(Bir saniyedeki milyon adet çevrim) olarak ölçülür ve genellikle bilgisayarın tanımı içinde yer alır. Örnepin Pentium IV 2.4 Mhz hızında bir kişisel bilgisayar.

Bu sistem içinde diğer bir bileşen de DMA’dır. DMA ( Direkt Bellek Erişimi) işlem birimi yongaları işlemci kullanmadan doğrudan belleğe erişirler.

Depolama/Saklama

Bilgisayarın en önemli işlemi verileri saklamaktır. Yıllar önce delikli kartlar üzerinde saklanan veriler şimdi optik disk üzerinde saklanabilmektedir. 1965 yılında 64 KB kapasiteli bir bellek birimi yaklaşık 10 Kg ağırlığında ve yaklaşık 20 cm büyüklüğünde bir elektronik birim ile sağlanırken bugün küçük bir demir para büyüklüğünde 1 GB kapasiteli bellek birimleri kullanılmaktadır.

Saklama Birimleri:

Depolama birimleri iç bellek (internal memory) ve dış bellek (external) bellek olarak ikiye ayrılabilir.

İç bellek bilgisayarın içinde yer alan RAM yongalarıdır. Ancak bu bellek birimleri geçici olarak saklama işlemi yaparlar.

Dış bellek birimlerinin başında ise sabit diskler (hard disk) birimleri gelir. Bilgisayarın içinde yerleşik ya da dışında yer alan bu birimler geniş kapasiteli veri saklama birimleridir. Bunun dışında verilere hızlı olarak erişim sağlanır.

II. KİŞİSEL BİLGİSAYARLAR

İlk olarak 1981 yılında IBM tarafından üretilip pazara sunulan kişisel bilgisayarlar (personal computers), boyutları ve özellikle fiyatıyla kişilerin özel işleri için kullanabilecekleri bir bilgisayar olarak tasarlanmıştır. Küçük şirketlerde tek başına kullanılarak muhasebe ve benzeri ofis işlerinde de yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Günümüzde kullanılan en yaygın bilgisayar türüdür. Her yıl milyonlarca satılmaktadır. Boyutları sürekli küçülmekte ve yetenekleri artmaktadır. Özellikle Internet’e erişiminin yaygın bir eğilim olduğunu düşünürsek kişisel bilgisayarlara olan talepte sürekli artacaktır.

Şimdi, kişisel bilgisayarların parçalarına bir bakalım:

A. GİRİŞ AYGITLARI

Bilgisayarlara veri girmekte kullanılan araçlardır. Klavye, fare, disket, hard disk (sabit disk), joystick, tarayıcı (scanner), mikrofon, ekran (dokunmatik), CD, barkod okuyucu vb.

Klavye (keyboard):

Üzerinde harfler, sayılar, işaretler ve bazı işlevleri bulunan tuşlar vardır.

Q Klavye ve F Klavye (Türkçe) olmak üzere iki şekilde sınıflandırılabilir.

Klavye üzerinde harfler, numaralar ve diğer özel tuşlar vardır.

Klavye üzerindeki tuşlar:

Daktilo tuşları: A-Z harfleri ve özel karakterleri basmak için kullanılan tuşlar.

Ara çubuğu: Sözcüklerin arasına boşluk vermek için kullanılan tuş.

Caps Lock: Klavyenin büyük ya da küçük haft yazmasını sağlar. Diğer bir değişle harflerin yazılışını büyük ya da küçüğe kilitler.

Shift (Üst Karakter): Cümle başlarında büyük harf yazmayı ayrıca tuşların üzerindeki karakterlerin yazılmasını sağlar. Örneğin Shift+2 tuşu ile tek tırnak karakterinin basılması gibi.

Alt: Genellikle diğer tuşlarla birleşik olarak (tuş kombinasyonu) kullanılır. Örneğin Word programında Alt+F3 tuşu ile otomatik metin üretilir.

Enter: İşlemin tamamlandığını belirten tuştur. Örneğin veri girişinin tamamlanması.

Backspace (geri): Bir karakter geri gitmek için kullanılır.

Yön tuşları: Oklar ve PgUp, PgDn olarak bilinen bu tuşlar genellikle ekran üzerinde hareket etmeyi sağlar.

Özel tuşlar:

Ins: Araya ekleme durumunu başlatır ya da sonlandırır.

Delete: Silme tuşu.

NumLock: Sayısal klavyedeki tuşların sayı olarak kullanılmasını ya da ok tuşları olarak kullanılmasını sağlar. (değiştirir).

Esc: Klavyenin sol üst köşesindeki tuştur. Genellikle işlemden vazgeçilmeyi sağlar.

Print Screen: Ekranın yazıcıya ya da sisteme kopyalanmasını sağlar.

Fonksiyon Tuşları: F1-12 arasındaki bu tuşlar da her biri genellikle programlara göre farklı işlevleri yapmak üzere düzenlenmiş tuşlardır. Örneğin F1 tuşu genellikle yardım almak için kullanılır.

Joystick:

Genellikle oyun oynamak için kullanılır. Üzerinde bulunan tuşlarla çalıştırılarak bilgisayara komut verilmesi sağlanır.

Fare (mouse):

Ekranda gözüken imleç (işaret) yardımıyla komut girişi yapmaya yarar. Farenin çevre birimi olarak kullanılmasıyla işaretleme, tıklama (click) ve sürükleme (drag) yapılarak işlemler yaptırılır.

Fare

Temel fare işlemleri:

İşaretleme: Fare işaretiyle bir şeyin üzerine gelmek.

Tıklama: Farenin sol tuşuna bir kez basmak.

Çift Tıklama: Farenin sol tuşuna kısa aralıklarla iki kez tıklanmasıdır.

Sürüklemek: Farenin sol tuşunu basılı tutarak imlecin yerinin değiştirilmesidir.

Sağ Tık: Farenin sağ tuşuna bir kez basmak

Trackball (iztopu):

Bir topun döndürülmesiyle ekrandaki kontrolün yapıldığı bir aygıttır. Fareye benzer. Genellikle çizim amaçlı kullanılır.

Tarayıcı (Scanner):

Resim, grafik ve önceden yazılmış yazıları bilgisayar ortamına aktarmakta kullanılır.

B. İŞLEM BİRİMLERİ

Bilgisayardaki ana işlem birimi CPU ya da işlemci (microprocessor) olarak adlandırılan ana işlem birimidir. Sonraki bölümde CPU geniş olarak yer almaktadır.

CPU dışında bilgisayarların şu işlem birimleri vardır:

İşlem Birimi İşlevi

motherboard Bir şase üzerinde bütün bileşenleri birleştirir.

Chip Set Bir dizi yonga (chip) ya da entegre devre (integrated circuit). Chip Set işlemci ve diğer yongaları içeren önemli bir grup bileşendir.

Data bus ve Address bus CPU ile diğer bileşenler arasında veri alışverişini sağlayan bileşenler.

Expansion Slot (Genişleme Yuvaları) Ek aygıtların (çevre birimlerinin) bilgisayara bağlanmasını sağlar.

Clock (saat) İşlemcinin hızını düzenler.

Memory (Bellek) İşlenecek bilgileri geçici olarak saklar.

C. ÇIKIŞ BİRİMLERİ

Bilgisayarda elde ettiğimiz dosyaların çıkışlarını görmek için kullanılan birimlerdir. Ekran, yazıcı, vb.

Disket sürücü (disk driver, floppy driver):

Hem giriş hem de çıkış birimidir. Disket denilen manyetik ortama veri yazılabilen ve üzerindeki verileri okuyabilen bir birimdir. Bir yüksek yoğunluklu (HD-High Density) disket 1.44 MB bilgi saklar.

Ekran-Monitör:

Hem giriş hem de çıkış birimi olarak kullanılır. Giriş ve çıkış birimlerinden gelen verilerin sonuçlarının ekranda gözükmesini sağlar.

Ekranların boyutu, 14 inç, 15 inç, 17 inç, 20 ve 21 ‘dir. Genellikle ucuz olduğu için 14 inçlik ekranlar kullanılmaktadır.

Sabit (Hard) Disk Sürücü:

Sabit disk sürücü, bilgisayarın bilgi depolamak için kullandığı en temel birimdir. Sabit disk kapalı kutu içinde bilgisayarın içinde bulunmaktadır. Sabit disk sürücü, verileri bir dizi dönen manyetik diskler üzerinde saklarlar.

Sabit diskler bilgisayarın ana kartına IDE (Integrated Drive Electronics), SCSI (Small Computer System Interface- skazi diye okunur) ya da EIDE (Enhanced IDE, geliştirilmiş IDE) diye adlandırılan arabirimlerle bağlanırlar.

Yazıcı (printer):

Sistemdeki verileri kağıt üzerine yazdırmaya yarar. Değişik özelliklerde yazıcılar vardır. Bu ayrım kullanılan teknoloji, hız vb. kriterlere göre yapılır.

Mürekkep püskürtmeli yazıcı(ink jet): Dakikada 1-8 sayfa basabilir. Kartuş takılarak kullanılır. Lazer yazıcılar (laser) daha hızlı ve daha gelişmiş çıktı verebilirler.

Nokta Vuruşu Yazıcılar (Dot Matrix Printers): Eski teknoloji bu yazıcılar karakterleri vurarak kağıda biçimleyen ve genellikle ticari evrakların basılmasında kullanılan yazıcılardır. Günümüzde kullanımı hemen hemen kalmamıştır. Genellikle laser ve laserjet olarak adlandırılan yazıcılar yaygın olarak kullanılmaktadır.

Mürekkep Püskürtmekli (Ink Jet Printers):Mürekkebin kağıda püskürtülmesiyle karakterlerin basıldığı bir yazıcı teknolojisidir. Gelişmiş şekilleriyle bugün hala kullanılmaktadır.

Laser Yazıcılar: En gelişmiş teknoloji yazıcılardır. Fotokopi makinesi gibi çalışır.

PostScript Yazdırma Teknolojisi: Aygıttan bağımsız sayfanın içeriğinin tanımlanmasını ve gelişmiş yazdırma olanağını sağlayan bir yazdırma tekniğidir. 1985 yılında Adobe şirketi tarafından geliştirilmiştir.

CD-ROM sürücü (Compact Disk-Read Only Memory ):

Veri depolamak ve okumak için kullanılan aygıt. CD-ROM’lar büyük kapasiteleri ve geniş kullanımıyla CD kullanımı çok yaygındır. Programları yüklemek, verileri saklamak ve müzik çalmak için yaygın olarak kullanılır.

CD-ROM aygıtları Compact Disk olarak da bildiğimiz CD’lerin okunmasını ve yazılmasını sağlar. Bilgisayar ortamında kullanılacak değişik özelliklerde CD-ROM ve CD’ler vardır:

Cd – R (Cd-Recordable): Yazılabilir disk anlamına gelir. Ancak bilgi yazma işlemi bir kere yapılır. Tekrar Cd içerisinde ki bilgiler boşaltılıp yazma yapılamaz. Genellikle 600-700 MB kapasiteye sahiptir.

Cd – RW (Cd-ReWriteable): Yeniden yazılabilir disk anlamına gelir. İstenildiği kadar disk içinde ki bilgiler silinip tekrar yazılabilir


Bilgisayarların Tarihi Gelişimi

BİLGİSAYARLAR ve TARİHİ GELİŞİMİ

İnsanlar, her an gelişme ve kendini yenileme eğillmindedirler. Bu gelişme ve kendini yenileme süreci içerisinde,zamanlarının çoğunu düşünmeye, araştırmaya ve uygulamaya ayırmak zorundadırlar. Sıkıcı ve uzun hesaplamalar, araştırmacının verimini düşürmekte, gelişmeleri geciktirmektedir. Her araştırmacı bu engelden kurtulmak, sıkıcılığı ve zaman kaybını önlemek için çabalar harcamıştır. Harcanan. bu çabalar BİLGİSAYAR teknolojisini doğurmuştur.

Bilgisayar Tarihine Kısa Bakış

İlk bilgisayarın; Bundan yaklaşık olarak 5000 yıl önce Asya’da ortaya çıkan bugün de hala ilkokul sıralarında da olsa kullanılan abaküs olduğu düşünülebilir. Fakat daha sonra kağıt ve kalemin yaygınlaşması ile abaküs önemini kaybetmeye başladı.

1642 yıllarında , Fransız bir vergi tahsildarının oğlu olan 18 yaşındaki Blaise Pascal (1623-1662), babasına işine yarayacak Pascalin adında bir tip hesap makinası geliştirdi. Bu araç 10 tabanına göre işlemlerde başarı ile kullanıldı. pascalinin dezavantajı toplama işlemi ile sınırlı olmasıydı.

1694 yılında alman matematikçisi ve filozofu olan Gottfried Wilhem von Leibniz (1646-1716), çarpma işlemlerinde de kullanılabilecek pascalini yapmayı başardı. Daha sonra bir fransız olan Charles Xavier Thomas de Colmar dört temel matematiksel işlemi (toplama, çıkartma, çarpma ve bölme) yapan cihazı yapmayı başardı.

Bilgisayar tarihinin gerçek başlangıcı ise bugün İngiliz bir matematik profösörü olan , Charles Babbage (1791-1871) ile başlar. 1812 de Babbage makinalar ile matematik arasındaki doğal uyuma dikkat çekti. Makinalar hata yapmaksızın görevlerini tekrarlayan cihazlardır. Matematikte ise; özellikle matematiksel tabloların üretilmesi basit adımların tekrarlanması ile gerçekleşir. Problem matematiğin ihtiyacına göre makinaların olayın uygulanabilmesiydi. 1822 de bu problemin çözülmesi için Babbage’in ilk adımı Difransiyel eşitliklerin çözümü için Farklar Makinası (Difference Engine) denilen bir makina önerdi.

Lokomotif gibi büyük ve buhar gücüyle çalışan makina bir programa sahip olacak hesaplamaları yaptıktan sonra sonuçları otomatik olarak yazabilecekti. 10 yıl bu makina için çalışan Babbage aniden ilk düşüncesinden hareketle Analitik Makina (Analytical Machine) ismini kullandı. Bugünün standartlarına göre çok ilkel olan Babbage’nin buhar güçlü bilgisayarı sonuçta asla yapılmadı.

Modern Bilgisayarlar

Birinci Nesil Bilgisayarlar (1945-1956)

İkinci dünya savaşının başlaması ile, yönetimler bilgisayarların potansiyel stratejik önemi nedeniyle bilgisayar araştırmalarını iyice arttırdılar. 1941 de Alman mühendis Konrad Zuse uçak ve roketler için Z3 olarak adlandırılan bir bilgisayar geliştirdi. Müttefik kuvvetler daha güçlü bilgisayarlar için çalışmaya başladılar.

1944 de ingilizler almanların mesajlarını çözebilmek için Colossus adlı gizli kodları kırmayı başaran bilgisayarı dizayn ettiler. IBM ile çalışan Howard H. Aiken (1900-1973), 1944 de tamamen elektronik hesap makinasını üretti. Kısaca Mark I olarak adlandırlan makina elektronik rolelerden oluşmuş bir cihazdı. Mekanik parçaları hareket ettirmek için elektromagnetik sinyaller kullanılmıştı. Makina yavaştı çünkü tek hesaplama 3-5 saniye alıyordu ve ard arda gelen hesaplamalar sırasında herhangi bir şey değiştirilemiyordu. Fakat daha kompleks eşitliklerin üstesinden gelebiliyordu.

Savaş nedeniyle gelişmiş diğer bir bilgisayar, Amerikan hükümeti ve Pennsylvania Universitesi ortaklığı ile ortaya çıkmış olan ENIAC adlı bilgisayardı (Electronic Numerical Integrator And Computer). Bilgisayar 18000 vakum tübü, 70000 direnç ve 5000000 lehim noktarına sahipti. 160 kilowatt elektrik gücü tüketen makina Philadelphia daki ışıkların sönükleşmesine neden oluyordu. ENIAC, Mark I e göre 1000 kez daha hızlı bir bilgisayardı.

1945 de EDVAC (Electronic Discrete Variable Automatic Computer) dizayn edildi. Bu bilgisayarda verilerde program gibi hafızada tutuldu. Bu hafızaya depolama olayının doğmasına neden oldu ve bilgisayar belli bir noktada durudurulduktan sonra devam etmesi sağlanmış oldu. Bilgisayar programlamada çok yönlülüğün artmasına neden olundu. Birinci nesil bilgisayarların dezavantajları vakum tüpleri ile çalışmaları ve verilerin davul şeklideki magnetik şeylerde toplanmasıydı.

İkinci Nesil Bilgisayarlar (1956-1963)

1948 de transistörlerin keşfi ile birlikte bilgisayarların gelişimindeki artış iyice arttı. Transistörler televizyonlardaki, radyolardaki ve bilgisayarlardaki büyük ve hantal vakum tüplerinin yerlerini aldılar. Transistörlerin bilgisayarlarda kullanılmaya başlaması ile ikinci nesil bilgisayarlar daha küçük, daha hızlı daha güvenilir ve önceki modellere göre daha az enerji tüketen modeller olarak ortaya çıkmasına neden oldular. İkinci nesil bilgisayarlarda makine dili ile assembly dili yer değiştirdi ve böylece uzun ve zor ikili kodların yerini kısa programlama kodları aldı.

1960 ların başlarında işyerleride, üniversitelerde, ikinci nesil bilgisayarlar kullanılmaya başlandı. İkinci nesil bilgisayarlara yazıcılar, tape birimleri, disk birimleri, hafıza, işletim sistemi ve programlar ilave edildi. IBM 1401 ikinci nesil bilgisayarlar için önemli bir örnektir. Daha gelişmiş COBOL (Common Business-Oriented Language) ve FORTRAN (Formula Translator) gibi yüksek seviye diller kullanılmaya başlanmıştır. Bu tip dillerde; kriptik ikili makina kodları yerlerini kelimelere, cümlelere ve matematksel formüllere bırakarak bir bilgisayarın programlanmasının daha basit hale gelmesine neden olmuştur. İkinci nesil bilgisayarların ortaya çıkışı ile birlikte yeni meslek tipleri (programcı, analizleyiciler, bilgisayar sistem uzmanları) ve software endüstrisi doğmuştur.

Üçüncü Nesil Bilgisayarlar (1964-1971)

Transistörler vakum tüplerine göre avantajlı olsalarda büyük miktarda ısı yayarlar ve bilgisayarın duyarlı iç parçalarının bozulmasına neden olabilirler. Kuarz bu problemi çözdü. 1958 yılında Texas Instruments deki mühendislerden Jack Kilby Tümleşik devreyi (Integrated Circuit (IC)) geliştirdi. Tümleşik devre (IC), kuartzdan yapılmış küçük bir silikon disk üzerinde 3 elektronik bileşenden meydana gelir. Bilimadamları daha sonra yarıiletken olarak adlandırılan küçük bir yonga (chip) üzerine pekçok parçayı yerleştirerek yönetmeyi balardılar. Sonuçta bilgisayarlar küçük bir yonga üzerine daha fazla bileşenin katılmasıyla küçülmüş oldular. Üçüncü nesil bilgisayarlarda işletim sistemi etrafında pekçok programın çalışması mümkün oldu ve bilgisayar hafızası bu programlar tarafından ortak olark kullanılmaya başlandı.

Dördüncü Nesil Bilgisayarlar (1971- Hala gelişiyorlar)

Tümleşik devrelerden sonra, boyutlar azalmaya devam etti. Bir yonga üzerine yüzlerce bileşen monte edildi (Large scale Integration (LSI)). 1980 de bir yonga üzerine binlerce bileşenin yüzlercesi sıkıştırıldı (Very Large scale Integration (VLSI)). Sayı milyonlar mertebesine çıktığında (Ultra-Large scale Integration (ULSI)) söz konusu oldu. Bilgisayarların boyut ve fiyatları azaldı ve azalmaya devam ediyor. Bunun yanında güçleri verimlilikleri güvenilirlikleri artmaya devam ediyor. 1971 yılında Intel 4004 yongasını ürettiğinde çok küçük bir yonga üzerinde bilgisayarın tüm bileşenleri (merkezi işlem birimi (Central Processing Unit (CPU)), hafıza, girdi ve çıktı yönetimi) toplanmıştı.

1981 de evde, işyerinde ve okullarda kullanım için kişisel bilgisayarı (Personal Computer (PC)) ortaya çıkarttı. 1981 de 2 milyon olan PC sayısı 1982 de 5.5 milyona ulaştı. On yıl sonra 65 milyon PC kullanılmaya başlandı. Giderek bilgisayarların boyutları küçülmeye devam ederek laptop bilgisayarlar (bir çantaya sığacak büyüklükte), palmtop (gömlek cebine girebilecek büyüklükte) bilgisayarlar dizayn edildiler. 1984 yılına gelindiğinde ilk kez IBM PC ve Apple Machintosh yarışı başladı. Machintoshlar user-friendly dizayn ile ortaya çıktı. Machintosh’un sunduğu işletim sistemi; kullanıcılara, yazılı komutlar yerine bilgisayar ekranında simüle edilen bir simge ile diğer simgeleri (icon) taşıma kolaylığı sağladı. Yakın bilgisayarların daha etkili kullanılabilmesi için birbirlerine bağlanmaya başladılar ve bilgisayar ağları kurulmaya başlandı. Ağ üzerindeki herbir bilgisayar diğer bilgisayarların hafızalarını, programlarını bilgilerini paylaşmaya başladı. Bu tür birbilerine bağlı bilgisayarların oluşturduğu ağlar (Local Area Network (LAN)) diğer bilgisayar ağlarına bağlandılar. Böylece tüm dünyadaki bilgisayarlar birbirlerine bağlanarak ağların ağı olan İnterneti oluşturdular.

Beşinci Nesil Bilgisayarlar (Henüz hayal aşamasında)

Beşinci nesil bilgisayarları tanımlamak henüz biraz zor çünkü henüz başlangıç aşamasındalar. Beşinci nesil bilgisayarların en ünlüleriden biri Arthur C. Clarke ın romanındaki (2001: A Space Odyssey) HAL9000 dır. HAL insan operatörlerle sohbet eden, görsel girdiler kullanan ve kendi deneyimleri ile öğrenen yeterli yargılama süreçlerine girebilen bir bilgisayardır. Ne yazık ki HAL psikolojik arızalar sahip, uzay gemisine el koyan ve pekçok insanı öldüren bir robottur.

Isaac Asimov’un “Ben robot” ve “Üç robot Yasası” adlı bilim kurgu eserlerindeki robot tiplerin insan robot arasındaki çizginin ne kadar incelebileceğine ilişkin güzel örnekler vermektedir. Hollywood’un sunduğu Terminator II daki öğrenen beşinci nesil bilgisayarlar ilişkin örnekler çok çarpıcıdır.